İçeriğe geç
SD Gerçek

SD Gerçek: Hayata dair merak, burçlara dair renk

Sağlıklı Yaşam 3 dk okuma Mert Ekinci

Yürüyüş Temposu Neden Süreden Daha Belirleyici

Aynı kırk beş dakika, tempoya göre bedende bambaşka karşılıklar yaratır. Tempoyu ölçmenin ve artırmanın pratik yolları.

Yürüyüş, hareket etmenin en erişilebilir biçimi. Ekipman gerektirmez, üyelik istemez, neredeyse her yaşta yapılabilir. Ama aynı yürüyüşten çok farklı sonuçlar alan insanlar var ve aradaki farkın büyük bölümü sürede değil, tempoda gizli. Aynı kırk beş dakikayı vitrinlere bakarak geçirmekle, konuşabildiğiniz ama şarkı söyleyemediğiniz bir hızda yürümekle geçirmek bedende bambaşka karşılıklar yaratır.

Tempo nasıl ölçülür

Tempoyu ölçmenin en pratik yolu cihaz değil, konuşma testidir. Rahatça sohbet edebiliyor, cümleleri kesintisiz kurabiliyorsanız hafif tempodasınız demektir. Konuşabiliyor ama cümleleri kısa kesmek zorunda kalıyor, arada nefes almanız gerekiyorsa orta tempodasınızdır. Konuşmak zorlaşıp yalnızca birkaç kelime çıkarabiliyorsanız yüksek tempoya geçmişsinizdir. Sağlık açısından en çok karşılık veren aralık, çoğu kişi için orta tempodur.

Adım sıklığı da iyi bir göstergedir. Orta tempo genellikle dakikada yüz adım civarına denk gelir. Bunu ölçmek için bir dakika boyunca adımları saymak yeterlidir. Kolların doğal biçimde sallanması, adımların uzamak yerine sıklaşması ve gövdenin dik kalması iyi bir tempolu yürüyüşün işaretleridir.

Aralıklı yürüyüşün avantajı

Baştan sona yüksek tempoda yürümek çoğu kişi için zorlayıcıdır ve sürdürülebilir değildir. Bunun yerine tempo değiştirmek daha akıllıca bir yöntemdir. Beş dakika ısınma temposunda başlayıp ardından üç dakika hızlı, üç dakika rahat şeklinde dönüşümlü ilerlemek, aynı sürede daha fazla karşılık verir. Bu değişimler kalp ve damar sistemini düz tempolu bir yürüyüşe göre daha çok çalıştırır.

Yokuş da doğal bir tempo artırıcıdır. Düz bir parkurda hızlanmakta zorlanan biri, hafif eğimli bir sokakta aynı hızda yürüdüğünde çok daha fazla efor harcar. Şehirde yaşıyorsanız güzergâhı hafif yokuşlu bir hale getirmek, ekstra süre harcamadan yoğunluğu artırmanın kolay yoludur.

Ne zaman ve ne kadar

Yürüyüş için "en doğru saat" arayışı çoğu zaman gereksizdir; en doğru saat, düzenli olarak sürdürebildiğiniz saattir. Yine de bazı pratik farklar vardır. Sabah yürüyüşü günü hareketle başlatır ve gün içinde iş çıkması riskini ortadan kaldırır. Akşam yemeğinden sonraki kısa yürüyüş ise sindirimi rahatlatır ve öğün sonrası halsizliği azaltır. Yatmadan hemen önceki yoğun tempolu bir yürüyüş ise bazı kişilerde uykuya geçişi zorlaştırabilir.

Süre konusunda toplam haftalık miktar, tek seferdeki uzunluktan daha belirleyicidir. Haftada iki buçuk saat civarında orta tempolu hareket yaygın olarak önerilen bir hedeftir ve bu, günde yarım saatlik beş yürüyüşe ya da on beş dakikalık on kısa bölüme dağıtılabilir. Öğle molasında on beş dakika, akşam on beş dakika şeklinde bölmek, tek seferde yarım saat bulmaktan çoğu insan için daha kolaydır.

Sürdürülebilir kılan ayrıntılar

Yürüyüşü bırakmanın en yaygın sebebi sıkılmaktır. Aynı parkuru her gün yürümek bir süre sonra motivasyonu düşürür. Güzergâhı değiştirmek, farklı mahallelerde yürümek, hafta sonu şehir dışında bir rota denemek bu tekdüzeliği kırar. Yanınıza biri eşlik ediyorsa devamlılık ihtimali belirgin biçimde artar; sözleştiğiniz bir yürüyüş, tek başına planlanandan daha az iptal edilir.

Hava koşulları da bahane listesinin başında gelir. Yağmurlu günler için kapalı bir alternatif belirlemek, örneğin bir alışveriş merkezinin koridorlarında ya da kapalı bir spor tesisinde yürümek, alışkanlığın zincirini kırmamayı sağlar.

Zeminin de etkisi vardır. Asfalt ve beton, ekleme daha çok darbe iletir; toprak yol, parke ya da çim daha yumuşak bir yüzey sunar. Uzun yürüyüşleri mümkün olduğunca yumuşak zeminlerde yapmak, özellikle diz ve ayak bileği şikâyeti olanlar için fark yaratır. Rotayı bir park ya da sahil şeridi üzerinden kurgulamak hem bu avantajı hem de daha keyifli bir manzarayı beraberinde getirir.

Yürüyüşe kısa bir ısınma ve soğuma eklemek de zorlanmayı azaltır. İlk beş dakikayı rahat tempoda geçirmek kasların ısınmasına, son beş dakikada yavaşlamak ise nabzın kademeli düşmesine izin verir. Yürüyüş sonrası baldır ve kalça bölgesine yapılan birkaç dakikalık nazik esneme, ertesi günkü tutukluğu belirgin biçimde azaltır.

Son olarak yürüyüşün bir performans değil, bir alışkanlık olduğunu hatırlamakta fayda var. Bazı günler tempolu, bazı günler yalnızca dolaşma niteliğinde olacaktır. Önemli olan mükemmel bir yürüyüş yapmak değil, yürümeye devam etmektir.

Sağlıklı Yaşam kategorisinden